Make your own free website on Tripod.com
 

COGRAFYA-UYDU ve AKVARYUM DÜNYASINA

TEST YAYIN...! HOS GELDINIZ.....TEST YAYIN...!

 
Anasayfa Cografya Uydu Akvaryum Download Frekans Mizah Foto Linkler

DIŞ KUVVETLER

Faaliyetleri için gerekli olan enerjiyi Güneş’ten alan güçlerdir. Dış güçler çeşitli yollarla yerkabuğunu şekillendirirler. Dış güçler, akarsular, rüzgarlar, buzullar ve deniz suyunun hareketleridir.

Dış güçlerin etkisiyle yeryüzünde bir takım olaylar gerçekleşir. Bu olaylar aşağıda sırlanmıştır.

  • Taşların çözülmesi
  • Toprak oluşumu
  • Toprak kayması ve göçme (heyelan)
  • Erozyon

AKARSULAR

Akarsu, belirli bir yatak içinde sürekli veya  en az bir mevsim boyunca  akan sudur.

Þ       Akarsuyun doğduğu yere kaynak, döküldüğü yere ağız denir.

Þ       Bir akarsuyu komşu akarsu havzasından ayıran sınıra su bölümü çizgisi denir. Su bölümü genellikle dağların en yüksek kesiminden geçer. Su bölümü çizgisi, kalkerli arazilerde, kurak bölgelerde ve bataklık alanlarda belirsizdir. 

Þ       Talveg çizgisi: Bir akarsu yatağının en derin noktalarını birleştiren çizgiye denir.

Þ       Akarsu Havzası: Bir akarsuyun sularını topladığı bölgeye denir. Havzası en geniş olan akarsu Amazondur.

Þ       Açık Havza: Sularını denizlere kadar ulaştırabilen akarsu havzalarıdır. Türkiye’deki başlıca büyük akarsular buna örnektir.

Þ       Kapalı Havza: Sularını denizlere kadar ulaştıramayıp kuruyan veya göle dökülüp kalan akarsulardır. Kapalı havzaların oluşmasında; yer şekillerinin oluşumu ve iklim  etkilidir.

Þ       Kapalı havzalar genellikle iç kesimlerde, kurak iklim bölgelerinde görülür. Açık havzalar ise kıyı kesimlerde ve nemli iklim bölgelerinde görülür.

Þ       Türkiye’deki başlıca kapalı havzalar; Van gölü, Tuz gölü, Göller yöresi, Konya ovası, Eber kapalı havzası gibidir.

Þ       Akarsu kaynağı:Akarsuyun doğduğu yerdir.

Þ       Akarsu yatağı:Kaynakla ağız arasında uzanan, akarsuyun içinden aktığı çukurluktur.

Þ       Akarsu ağı:Akarsu havzası, içindeki kollarıyla birlikte bir ağ oluşturur. Buna akarsu ağı denir. Havzanın eğimi, yapıyı oluşturan taşların cinsi ve tabakaların özelliklerine göre, değişik tipte akarsu drenajları oluşur. Başlıca drenaj tipleri: Dandritik, radyal, kafesli ve çevreden merkeze doğru olan drenaj tipleridir.

Þ       Akarsu hızı:Akarsuyun birim zamanda aldığı yoldur. (m / sn). Akarsu hızı Muline denilen bir araçla ölçülür.  

Þ       Hız çizgisi:Akarsu hızının en fazla olduğu noktaları birleştiren çizgidir.

Þ       Sürekli akarsu:Yatağında her zaman su bulunduran akarsudur. Þ       Geçici akarsu:Yatağında her zaman su bulundurmayan, bazen kuruyan akarsudur.

Þ       Taban seviyesi:Akarsular aşındırmalarını derine, yana ve geriye doğru yaparlar. Hiçbir akarsu yatağını deniz seviyesinin daha altına kadar aşındıramaz. Bu seviye’ye taban seviyesi denir.

Þ       Akarsu denge profili:Akarsuların derine aşındırmasıyla yatak eğimi gittikçe azalır. Zamanla akarsuyun akış hızı azalarak hemen hemen sona erer. Bu duruma erişmiş bir akarsu yatağında başlangıçtaki pürüzler ortadan kaldırılmış olur. Akarsu ağzından kaynağına doğru uzanan profil iç bükey bir görünüm alır ki buna denge profili denir.

NOT:Türkiye’deki akarsular henüz denge profiline ulaşamamışlardır. Bu durum, Türkiye’nin yeryüzü şeklini yakın bir jeolojik zamanda almasıyla ilgilidir.  

AKARSULARDA AKIM (DEBİ): Akım, akarsu yatağının herhangi  bir kesitinden 1 sn.de geçen su miktarıdır. m ³/sn olarak ifade edilir. Akımı  en yüksek olan akarsu Amazon dur. Türkiye’de ise Fırat tır.

Akımda Etkili olan Faktörler :

1)Havzaya düşen yağış miktarı,

2)Araziyi oluşturan taş ve tabakaların geçirimliliği,

3)Sıcaklık : Sıcaklığın arttığı dönemlerde buharlaşma artacağından dolayı o dönemde akım düşmesi olur. Ayrıca kış sıcaklıklarının çok düşük olduğu yerlerde yağışlar kar şeklinde düşer. Bunlar kışın erimediği için akarsu bu dönemde beslenemez. Dolayısıyla akım düşmesi görülür.

4Akarsu yatağı çevresindeki bitki örtüsü

5)Havzanın genişliği,

6)Havzadaki dağların kar buzları,

7)Yer altı suları ve kaynakları,

8)Beşeri faktörler: Akarsulardan sulama amacıyla yararlanılması.

AKARSU REJİMİ: Akarsuyun akımında yıl boyunca meydana gelen değişikliğe  akarsu rejimi denir.
Akarsu Rejiminde Etkili Faktörler:
1)    Yağış rejimi (en fazla etkili olan faktördür)
2)    Sıcaklık şartları
3)    Havzanın genişliği: Aynı iklim bölgesinde geniş olması sadece akımı etkiler. Farklı iklim bölgelerinde geniş ise rejim daha düzenli olur.
4)    Akarsu yatak eğimi: Eğimin fazla olması rejimin düzensizliğine yol açar.

Rejimlerine Göre Akarsular:

1) Düzenli Rejimli Akarsular: Yıl boyunca akım değişikliğinin az olduğu akarsulardır. Ekvatoral iklim ve Ilıman Okyanus iklimlerindeki akarsular. Bu akarsular yıl boyunca enerji üretmeye, sulama, içme suyu  elde etmeye ve ulaşıma elverişlidir.

2) Düzensiz Rejimli Akarsular: Yıl boyunca akım değişikliğinin fazla olduğu akarsulardır. Yağış rejimi düzensiz olan iklimlerde görülür.

3)Karma Rejimli Akarsular: Sularını farklı iklim bölgelerinden toplayan akarsulardır. Türkiye akarsuları  genelde karma rejimlidir. Çünkü kısa mesafede iklim değişmeleri görülür.

4)Sel Rejimli Akarsular: Yağışlı dönemlerde coşkun akarsular haline gelip, kurak dönemde kuruyarak ortadan kalkan akarsulardır. Örnek: İç Anadolu Bölgesi akarsularında olduğu gibi.

5)Kaynak Sularıyla Beslenen Akarsular: Gür kaynaklarla beslenen ve seviyelerinde çok az değişikliğin olduğu akarsular da vardır. Örnek: Manavgat Çayı gür karstik kaynaklarla beslendiği için Akdeniz’deki diğer akarsulara göre daha düzenli akıma sahiptir. Ayrıca Düden Suyu ve Köprü Çayı da kaynaklarla beslenen akarsulara örnektir.

AKARSULARDA AŞINDIRMA:Akarsuyun içerisinden geçtiği yatağı kazması ve kopardığı parçacıkları taşıması olayına aşındırma denir. Akarsular kimyasal ve fiziksel yollarla aşındırma yaparlar.

1)KİMYASAL AŞINDIRMA:Sıcaklığın yüksek olduğu zamanlarda veya sürekli sıcak bölgelerde, akarsuların geçtikleri yeri eritmesiyle yaptığı aşındırmadır.

2)FİZİKSEL (MEKANİK) AŞINDIRMA:Akarsular, eğime bağlı olarak kazandıkları güçle, yatağındaki kayaları parçalayarak aşındırır. Akarsular genellikle fiziksel yolla aşındırma yaparlar. Fiziksel aşındırma;Þ       Su miktarına (Akarsu debisine),Þ       Yatak eğimine,Þ       Akış hızına,Þ       Arazinin jeolojik yapısına,Þ       Bitki örtüsüne,Þ       Akarsu rejimine bağlı olarak artar veya azalır.

AKARSULARIN AŞINDIRMASI İLE OLUŞAN YER ŞEKİLLERİ

a) Vadiler : İçinde akarsuların aktığı, kaynaktan ağza doğru sürekli inişli olan uzun çukur alanlarıdır. Dört çeşit vadi vardır
- V vadi; V harfi biçimindeki vadilere(çentik vadi)denir.
- Tabanlı vadi; orta çığırlarda;eğim az, su miktarı fazladır. Derinlemesine hem de yanlamasına aşındırma yapar.
- Yayvan Vadi; yanlama, aşındırma ile vadi yamaçları aşınıp yatıklarşır.
- Yarma vadi; Bir düzlükte akmakta olan akarsu, önüne çıkan kabarıklığı dar ve derin bir biçimde yardıktan sonra yeniden düzeyi çıkarsa olur.
- Kanyon vadi; çözünebilir taşların bulunduğu arazilerde akarsu bir yandan aşındırma yaparken bir yandan da taşlar çöker. Sonuçta dar derin ve dik duvarlı vadiler oluşur.
b) Dev Kazanı : Akarsuların, çağlayan ve çavlanların yaparak döküldükleri yerlerde, aşınma sonucu oluşan çukurluklara dev kazanı (büğet) denir. Türlü Büyüklükte olabilir.
c) Sekiler : Akarsuların iki yakasındaki yamaçlarda görülen basamak biçimindeki yer şekilleridir.. bu derinleştirme sonucu eski vadi tabanı yukarıda bir basamak halinde kalır ki buna seki denir.
d) Yontuk düzler (Peneplen) : Akarsuların aşındırma faaliyetlerinin son döneminde oluşan dalgalı düzlüklere denir.

C) AKARSU BİRİKTİRMESİ İLE OLUŞAN YERŞEKİLLERİ

Akarsu biriktirmesi sonucu oluşan başlıca şekiller şunlardır;
a) Deltalar : Akarsuyun göle yada deniz ulaştığı yerde, taşıdığı alüvyonları biriktirmesi sonucu oluşur.
Bir deltanın oluşabilmesi için; a.Akarsuyun belli büyüklükte olması b. Kıyının çok derin olmaması c. Kıyı boyunca güçlü akıntıların olmaması gerekir. (Çukurova, Bafra) d.Denizde gel-git olayının güçlü olamaması e-akarsuyun taşıdığı malzemenin fazla olması gerekir.

b) Birikinti Ovası : İç kısımlardaki alanların alüvyonlarla dolması sonucu oluşur. 2 çeşittir.
- Dağ içi ovaları : Dağlık alanların iç kısımlarda az eğimli yerlerde, karstik çanaklarda ya da tektonik çöküntülerde birikme sonucu oluşur. (Erzincan ovası)
- Dağ eteği ovaları : Bir dağın yamacından aşağı inen akarsu ve sellenme sularının oluşturduğu birikinti ovasıdır.
c) Birikinti Konileri : Akarsuyun taşıdığı alüvyonların yelpaze biçiminde çökelir. Bu çökmeye denir.
- Menderesler: Akarsuyun aşındırma ve biriktirme sonucu faaliyetlerin ortak sonucu oluşan yer şekillerinin en yaygın olanları mendereslerdir.
- Yatak eğimi azalmış olan bir akarsu, düzenli büklümler yaparak sağa sola dolana dolana akar. Buna menderes denir. (Gediz nehri, B.Menderes)

Türkiye Akarsularının Özellikleri :

  1. Türkiye’nin dağlık ve engebeli bir ülke olması nedeniyle, akarsularımızın boyu genellikle kısadır.
  2. Yağışlı ve kar erimelerinin olduğu dönemlerde taşan, kurak dönemlerde ise kuruyacak derecede suları azalan akarsularımızın rejimleri düzensizdir.
  3. Karadeniz Bölgesi’ndeki akarsularımızın dışındakiler genellikle bol su taşımazlar.
  4. Akarsularımız rejimlerinin düzensiz ve yatak eğimlerinin fazla olması nedeniyle ulaşıma uygun değildir.
  5. Türkiye bugünkü görünümünü 3. ve 4. zamandaki orojenik ve epirojenik hareketlerle kazanmıştır. Bu nedenle akarsularımız henüz denge profiline ulaşamamıştır.

UYARI : Türkiye’deki akarsuların yatak eğimleri ve akış hızları fazla olduğundan hidro-elektrik potansiyelleri yüksektir.

Yeraltı Suları ve Kaynaklar

Yer altı Suyu (Taban Suyu) : Yağış olarak yeryüzüne düşen ya da yeryüzünde bulunan suların, yerçekimi etkisiyle yerin altına sızıp, orada birikmesiyle oluşan sulardır. Yer altı suyunun oluşabilmesi için beslenme ve depolanma koşullarının uygun olması gerekir. Yer altı suyunun beslenmesini etkileyen en önemli etmen yağışlardır. Depolama koşulları ise yüzeyin eğimine, bitki örtüsüne ve yüzeyin geçirimlik özelliğine bağlıdır.

Yer altı Sularının Bulunuş Biçimleri :

Bol yağışlı ve zemini geçirimli taşlardan oluşan alanlarda yer altı suyu fazladır. Az yağış alan, eğimi fazla ve geçirimsiz zeminlerde ise, yer altı suyunun oluşumu zordur. Kum, çakıl, kumtaşı konglomera, kalker, volkanik tüfler, alüvyonlar, geçirimli zeminleri oluşturur. Bu nedenle alüvyal ovalar ve karstik yöreler yer altı suyu bakımından zengin alanlardır. Kil, marn, şist, granit gibi taşlar ise geçirimsizdir. Yer altı suyu oluşumunu engeller. Yeraltında biriken sular; Taban suyu ,Artezyen, Karstik Yeraltı Suyu olarak bulunur.

Taban Suyu : Altta geçirimsiz bir tabaka ile sınırlandırılan, geçirimli tabaka içindeki sulardır. Bu sular genellikle yüzeye yakındır. Marmara Bölgesi’ndeki ovalar, Ege Bölgesi’ndeki çöküntü ovaları, Muş, Erzurum ve Pasinler ovalarındaki yer altı suları bu gruba girer.

Artezyen :

Bu tür sular basınçlı yeraltı sularıdır. İki geçirimsiz tabaka arasındaki geçirimli tabaka içinde bulunan sulardır. Tekne biçimli ovalar ve vadi tabanlarında bu tür sular bulunmaktadır. İç Anadolu Bölgesi artezyen suları bakımından zengindir.

Karstik Yer altı Suyu : Karstik yörelerdeki kalın kalker tabakalar arasındaki çatlak ve boşluklarda biriken yer altı sularıdır. En önemli özelliği birbirinden bağımsız taban suları oluşturmasıdır. Karstik alanların geniş yer kapladığı Akdeniz Bölgesi karstik yeraltı suları bakımından zengindir.

Kaynak : Yeraltı sularının kendiliğinden yeryüzüne çıktığı yere kaynak denir. Türkiye’de kaynaklara pınar, eşme, bulak ve göze gibi adlar da verilir.

Kaynaklar, yer altı suyunun bulunuş biçimine, yüzeye çıktığı yere ve suların sıcaklığına göre gruplandırılabilir. Sularının sıcaklığına göre kaynaklar, soğuk ve sıcak su kaynakları olarak iki gruba ayrılır :

Soğuk Su Kaynakları : Yağış sularının yeraltında birikerek yüzeye çıkması sonucunda oluşurlar. Genellikle yüzeye yakın oldukları için dış koşullardan daha çok etkilenirler. Bu nedenle suları soğuktur. Soğuk su kaynakları yeraltında bulunuş biçimine ve yüzeye çıktığı yere göre üç gruba ayrılır :

Tabaka Kaynağı : Geçirimli tabakaların topoğrafya yüzeyi ile kesiştikleri yerden suların yüzeye çıkmasıyla oluşan kaynaklara tabaka kaynağı denir.

Vadi Kaynağı : Yeraltına sızan suların bulunduğu tabakanın bir vadi tarafından kesilmesi ile oluşan kaynaktır. Genellikle vadi yamaçlarında görülür.

Karstik Kaynak (Voklüz) : Kalın kalker tabakaları arasındaki boşlukları doldurmuş olan yer altı sularının yüzeye çıktığı kaynaktır. Bol miktarda kireç içeren bu kaynakların suları genellikle sürekli değildir. Yağışlarla beslendikleri için karstik kaynakların suları soğuktur. Toroslar üzerindeki Şekerpınarı en tanınmış karstik kaynak örneklerinden biridir.

Sıcak Su Kaynakları : Yerkabuğundaki fay hatları üzerinde bulunan kaynaklardır. Fay kaynakları da denir. Suları yerin derinliklerinden geldiği için sıcaktır ve dış koşullardan etkilenmez. Sular geçtikleri taş ve tabakalardaki çeşitli mineralleri eriterek bünyelerine aldıkları için mineral bakımından zengindir. Bu tür kaynaklara; kaplıca, ılıca, içme gibi adlar verilir. Sıcak su kaynaklarının özel bir türüne gayzer denir.

Gayzer : Volkanik yörelerde yeraltındaki sıcak suyun belirli aralıklarla fışkırması ile oluşan kaynaklardır.

UYARI : Yerin derinliklerinde bulunan suların sıcaklığı yıl içinde fazla bir değişme göstermez. Fay kaynakları volkanik ve kırıklı bölgelerde görülür.

Türkiye’de Sıcak Su Kaynaklarının Dağılışı :

Türkiye kaplıca ve ılıca bakımından zengin bir ülkedir. Bursa, İnegöl, Yalova, Bolu, Haymana, Kızılcahamam, Sarıkaya, Erzurum, Sivas Balıklı Çermik, Afyon, Kütahya, Denizli çevresindeki kaplıca ve ılıcalar en ünlüleridir.

RÜZGARLAR

Rüzgarlar kopardıkları parçacıkları havalandırarak taşımak, bu parçacıkları çarptırarak aşındırmak ve gücü bitince de biriktirmek yoluyla yeryüzünde şekillendirme yaparlar. Rüzgarların yerşekli oluşturabilmesi bazı faktörlere bağlıdır.Bunlar;

Þ      İklim,

Þ      Bitki örtüsü,

Þ      Arazinin yapısı,

Þ      Rüzgarın hızı gibi faktörlerdir.

Rüzgarlar, en fazla kurak ve yarıkurak bölgelerde etkilidirler. Çünkü bu bölgelerde bitki örtüsü zayıf, arazi kuru, rüzgar hızlıdır. Rüzgarların oluşturduğu şekiller, aşındırma ve biriktirme şekilleri olarak iki gruba ayrılır.

RÜZGAR AŞINDIRMA ŞEKİLLERİ:

1)HAMADA (KAYAÇÖLÜ):Çöllerdeki aşırı aşındırma sonucu çöl zeminindeki kayaç ortaya çıkar. Buna hamada veya kayaçölü denir.

2)YARDANG:Kil, marn, kumtaşı gibi sert olmayan ve kolay aşınan kurak bölgelerin dirençsiz kayaları rüzgar tarafından aşındırılarak uzun yarıklar oluşturur.Bu şekillere yardang denir.

3)MANTARKAYA (DOĞAL MASA VEYA ŞEYTAN MASASI):Rüzgarlar sürükledikleri veya savurdukları taneleri yüzeylere çarparak aşındırma yaparlar. Dikdörtgen yatay duruşlu tabakaların bulunduğu alanlarda rüzgar aşındırması ile oluşan kaya şekillerine mantarkaya adı verilir.

4)RÜZGAR MAĞARALARI:Rüzgarlar taşıdıkları kum taneciklerini en fazla 1- 2 m. Yükseğe çıkarabildikleri için kayaların alt kısımlarında aşınma fazla, üst kısımlarında ise az olur. Sertlik düzeyleri farklı olan yatay duruşlu kayaların yumuşak kısmı, aşınma ile oyuklar oluşturur. Bu oyuklara rüzgar mağarası denir.

5)ŞAHİT TEPELER:Aşınıma karşı dayanıklılıkları farklı olan malzemelerin üst üste birikerek farklı tabakalar oluşturduğu bölgelerde görülürler. Gerek rüzgarın aşındırması, gerekse mekanik çözülme ile gevşemiş ve zayıflamış malzemelerin rüzgar tarafından koparılıp taşınması sonucunda oluşan yüksekliklerdir.

6)TAFONİ:Büyük kayalarda oluşan kuş yuvaları şeklindeki oyuklara tafoni denir.

RÜZGAR BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ:

1)LÖS:Yarı kurak bölgelerde bataklık ve göl kıyılarında biriken kum ve toz birikintilerine lös denir.

2)BARKAN:Orta asyada rüzgarların taşıdıkları kum ve tozları hilal şeklinde biriktirmesine denir. Çöllerde yaygın olarak görülür.

3)KUMULLAR:Rüzgarların taşıdığı kumları hızının kesildiği yerlerde yada herhangi bir engelin gerisinde biriktirmesi ile oluşan kum tepeciklerine denir. Okyanus yada denizlerin rüzgarlara açık kıyılarında ve çöllerde oluşur.

Ülkemizde rüzgarlar, en fazla iç bölgelerimizde etkili olmaktadır. Çünkü buralarda bitki örtüsü tahrip edilmiş, arazi çıplak bir hal almıştır. Bunun sonucunda, iç bölgelerimizde rüzgar erozyonu etkisini arttırmıştır. Rüzgar etkisiyle Konya Karapınar civarında kumullar oluşmuştur. Ancak son yıllarda bu kumulların çevreye yayılmasını engellemek için ağaçlandırma faaliyetlerine hız verilmiştir. Akarsularımızın denize döküldüğü delta sahalarında da rüzgarların etkisiyle oluşan kumullar görülür. Bafra, Çarşamba, Çukurova ve Sakarya deltalarında Kum tepeleri ve kumul sırtları oluşmuştur.

RÜZGAR EROZYONUNDAN KORUNMAK İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER:

Þ      Kurak mevsimlerde toprakların sürülmemesi gerekir.

Þ      Bol miktarda ağaçlandırma yapılmalıdır.

Þ      Tarlalar nadasa bırakılmamalıdır.

Þ      Meralarda aşırı otlatmanın engellenmesi gerekir.

Þ      Hasattan sonra anızların yakılmaması gerekir.

 

BUZULLAR

  Kutup bölgeleri ile yüksek dağların üst kısımlarında bütün yıl hiç erimeden kalan karlara Toktağan kar (daimi) denir. Enlemin etkisiyle toktağan kar sınırı Ekvatordan Kutuplara doğru azalır. Bugün dünyanın yaklaşık %10 ‘u (15 milyon km2 si) buzullarla kaplıdır. Buzulların etki alanı daha çok kutuplara yakın yerlerdir.

Buzul Çeşitleri:

1)Sirk Buzulu :Yüksek dağlık alanlardaki küçük çukurlukları dolduran buzullardır. Yurdumuzda bazı yüksek dağlık bölgelerde vardır. Ör: Cilo. Sat, Ağrı, Tendürek, Süphan , Kaçkar, Erciyes, Beydağları, Geyik Dağları, Bolkar , Binboğa dağları gibi.

2) Vadi Buzulu: Buzul aşındırması ile oluşan vadilerin içini dolduran buzullardır. Ör: Cilo dağında olduğu gibi.

3) Örtü Buzulu: Kutup bölgelerinde görülür. Antartika ve Grönland’da olduğu gibi. Kutup bölgelerinde denizde yüzen buz dağlarına Aysberg denir.

4) Takke Buzulu: volkan dağlarının üst kısmında oluşan buzullardır. Ör: Ağrı dağında olduğu gibi

Buzul aşındırması şunlara bağlıdır :

1.  Buzulun kalınlığına: Kalınlık fazla ise aşındırma oyma şeklinde , az ise törpüleme şeklinde olur.

2.  Yatak Eğimine: Yatak eğimi fazla ise aşındırma törpüleme şeklinde , az ise oyma şeklindedir.

3.  Kayaların Özelliğine: Zemin sert kayalardan oluşmuş ise aşındırma törpüleme şeklinde , yumuşak ise oyma şeklinde olur

Buzul Aşınım Şekilleri :

1) Buzul Vadisi: Buzul aşındırması sonucu oluşan “U” şeklindeki vadilerdir. Akarsu vadilerine göre boyları kısadır ve sürekli iniş göstermezler (inişli –çıkışlıdır)

2)Hörgüç Kaya : Farklı aşınma sonucu oluşan ve deve hörgücüne benzeyen kayalardır.

3) Sirk (buz yalağı) çukurluğu: Dağların üst kısmında aşındırma ile oluşan küçük çukurlukladır

Buzul Biriktirme Şekilleri :

1) Moren: Buzulların  aşındırarak taşıdığı kum çakıl gibi maddelere moren denir. Bunları eridiği yerde biriktirmesi ile oluşan sette denir.

2) Drumlin: Buzul biriktirmesi ile oluşan alçak tepelere denir.

3) Sander Ovası: Buzulların eridiği yerde  ortaya çıkan akarsuların taşıdığı malzemeleri biriktirmesi ile oluşan düzlüklerdir

NOT:Türkiye’nin bugünkü yer şekillerinin oluşmasında en az etkili olan dış kuvvet buzullardır.

DALGALAR

Rüzgarların etkisiyle deniz ve göl yüzeylerinde meydana gelen salınımlardır. Dalga boyun rüzgarın hızı arttıkça artar. Dalgalar ayrıca denizlerde meydana gelen volkanizma ve depremlerin etkisiyle de oluşur. Bu dalgalara Tsunami dalgası denir.

Dalgalar sığ kıyılarda (kıta sahanlığının geniş olduğu) biriktirme, derin kıyılarda ise aşındırma yapar.

 

Dalga Aşınım Şekilleri:

 

Þ       Falez( Yalıyar ): Dağların kıyıya paralel uzandığı alanlarda dalgaların yamacın altını oyması ve üst kısmın çökmesiyle oluşan yer şeklidir. Yurdumuzda Doğu ve Batı Karadeniz kıyıları ile , Teke yarımadası, Taşeli Platosu ve Tekirdağ-İstanbul arasında görülür.

Dalga Biriktirme Şekilleri:

1)Kumsal (Plaj): Dalgaların aşındırarak taşıdığı malzemeleri sığ kıyılarda biriktirmesiyle oluşan kum depolarıdır.

2)Kıyı Oku : Dalgaların taşıdığı malzemeleri deniz içinde veya kıyıya paralel bir şekilde biriktirmesiyle oluşan yer şeklidir

3)Kıyı Kordonu (setti ) : Kıyı oklarının koy ve körfezin ağız kısmını kapatacak kadar büyümesiyle oluşan yer şeklidir

4)Tombolo (saplı ada ): Kıyı yakınında bulunan ada ile kara arasında dalgaların getirdiği malzemeleri biriktirmesi sonucu ada karaya bağlanır. Böyle oluşan yer şekline denir. Ör: Kapıdağ Yarımadası

5)Lagün (Deniz Kulağı) : Kıyı kordonunun bir koyun önünü kapatması ile oluşan göllere lagün, deniz kulağı ya da kıyı set gölü denir. Örneğin Büyük Çekmece, Küçük Çekmece ve Terkos gölleri birer lagündür.

GEL-GİT (MED-CEZİR):

Þ       Ay ve güneşin çekim kuvveti ile deniz , göl yüzeylerinde oluşan kabarma –alçalma hareketidir. Gel-git olayında Ay’ın etkisi daha ( Dünyaya daha yakın olduğundan,) fazladır.

Þ       Ay günü ile güneş günü arasındaki 50 dk. lık   farktan dolayı gel-git olayı her gün bir önceki güne göre daha geç gerçekleşir.

Þ       Ay ve Güneşin etkisiyle gün içinde iki yükselme ve iki alçalma hareketi olur.

Þ       Yeniay ve Dolunayda büyük gel-git, ilk ve son dördünde küçük gel-git yaşanır.

Þ       Kabarma ve alçalma arasındaki seviye farkına gel-git genliği denir. Gel-git genliği iç denizlerde azdır (40-50 cm). Okyanus kıyılarında fazladır (10-12 m).

Þ       Türkiye’yi çevreleyen denizler bir iç deniz olduğu için gel-git olayının etkisi azdır.

Þ       Gel-git olayını etkisiyle akarsuların ağız kısmında oluşan doğal limanlara Haliç denir. Yurdumuzda haliç oluşumu yoktur

AKINTILAR:1)Dalga Akıntısı 2)Gel-git akıntısı

3)Yoğunluk (tuzluluk) ve seviye farkı akıntısı: Denizlerin boğazlarla birbirine bağlandığı yerlerde görülür. Ör: Yurdumuzda, Karadeniz’den Akdeniz’e doğru üst akıntı , Akdeniz’den de Karadeniz’e doğru alt akıntı olması.

4)Okyanus Akıntıları: Muson rüzgarları  ve sürekli rüzgarların etkisiyle okyanuslarda meydana gelen hareketlerdir.

NOT:Okyanus akıntılarının karşılaşma alanlarında balıkçılık çok gelişmiştir. Sebebi; balıklar için önemli besin kaynağı olan planktonların çok fazla  olmasıdır. Ayrıca sis olayı da azla olur

Kıyıların Şekillenmesinde Etkili Faktörler : 1.     Dalgalar 2.     Akıntılar 3.     Gel-git 4.     Akarsular 5.     Buzullar 6.     İç kuvvetler

7.     Kıyıdaki dağların uzanış biçimi 8.     Canlılar (Mercanlar) (en az etkili) 9.     Rüzgarlar (Dolaylı etkiye sahip)

KIYI TİPLERİ

1. ENİNE KIYILAR: Dağların kıyıya dik uzandığı yerlerde görülür. Ör: Ege Bölgesi Kıyıları (Edremit-Kuşadası arası). Bu kıyılarda; girinti-çıkıntı fazladır. Kıta sahanlığı geniştir. İç kesimlere ulaşım kolaydır. Limanların Hinterlandı geniştir. Deniz etkisi iç kesimlere kadar sokulabilir

2.     BOYUNA KIYILAR: Dağların kıyıya paralel uzandığı yerlerde görülür. Ör:Karadeniz ve Akdeniz Kıyıları. Bu kıyılarda; girinti-çıkıntı azdır. Doğal limanlar azdır ve hinterlandları dardır. İç kesimlere ulaşım zordur. Dalga aşındırması ile falez oluşumu fazladır. Kıyı ile iç kesim arasında  iklim, bitki örtüsü, ekonomik faaliyetlerde farklılık fazladır

3.     RİA TİPİ KIYILAR: Akarsu vadilerinin deniz suları altında kalmasıyla oluşan kıyı tipidir. Ör: İstanbul-Çanakkale Boğazları, Haliç ve G.Batı Anadolu Kıyılarıdır

 4.     DALMAÇYA KIYI TİPİ: Kıyıya paralel uzanmış dağların çukur kısımlarının deniz suları altında kalmasıyla oluşan kıyı tipidir. Dağların yüksek kısımları kıyıda adaları oluşturur. Ör:Adriyatik denizinde Dalmaçya kıyıları (eski Yugoslavya kıyıları). Yurdumuzda Antalya- Kaş kıyıları buna örnektir

 5.     LİMANLI KIYILAR: Geniş tabanlı vadilerin veya koy-körfezlerin deniz suları altında kalmasıyla oluşan kıyı tipidir. Ör:Karadeniz’in kuzeyindeki kıyılar (odessa, Dinyeper, ) buna örnektir. Yurdumuzda ise B. ve K. Çekmece kıyıları böyle kıyılardandır

6.     HALİÇ (ESTUAR) TİPİ KIYILAR: Gel-git olayının etkisiyle akarsu ağızlarında oluşan kıyılardır. Kuzeybatı Avrupa kıyılarındaki önemli limanlar buna örnektir. Yurdumuzda yoktur

 7.     FİYORT TİPİ KIYILAR:  Buzul vadilerinin sular altında kalmasıyla oluşan kıyılardır.  Bu kıyılara en iyi örnek İskandinav Yarımadasındaki kıyılar gösterilebilir. Eğer kıyıda adalar var ise ve kıyının girintisi- çıkıntısı fazla ise bu tür kıyılara skyer tipi kıyılar denir. Ör:Norveç kıyıları

 8.     RESİF KIYILARI:  Mercan iskeletlerinin üst üste birikmesiyle oluşan kıyı tipidir. Ör:Mercan adaları kıyıları (Avustralya Kıtasının doğusunda).

Taşların Çözülmesi

Yerkabuğunu oluşturan taşlar, iklimin ve canlıların etkisiyle parçalanıp, ufalanırlar. Taşların çözülmesinde taşın cinsi de etkili olmaktadır.

Taşların çözülmesi fiziksel ve kimyasal yolla iki şekilde gerçekleşir: 1. Fiziksel (Mekanik) Çözülme 2. KimyasalÇözülme

UYARI : Kaya çatlaklarındaki bitkilerin, köklerini daha derinlere salması sonucunda kayalar parçalanır ve ufalanır. Bu tür çözülme, fiziksel çözülmeyi artırıcı etki yapar. Ayrıca bitki köklerinden salgılanan özsular taşlarda kimyasal çözülmeye neden olur.

Fiziksel (Mekanik) Çözülme : Taşların fiziksel etkiler sonucunda küçük parçalara ayrılmasına denir. Fiziksel çözülme, taşları oluşturan minerallerin kimyasal yapısında herhangi bir değişikliğe neden olmaz.

UYARI : Fiziksel (mekanik) çözülme, kurak, yarı kurak ve soğuk bölgelerde belirgindir.

Fiziksel (Mekanik) çözülme üç şekilde olur :

 

  • Güneşlenme yolu ile fiziksel çözülme : Gece ile gündüz, yaz ile kış arasındaki sıcaklık farklarının fazla olduğu yarı kurak ve kurak bölgelerde görülür. Gündüz, güneşlenme ve ısınmanın etkisiyle taşları oluşturan minerallerin etkisiyle taşları oluşturan minerallerin hacimleri genişler. Gece, sıcaklık farklarının fazla olduğu yarı kurak ve kurak bölgelerde görülür. Gündüz, güneşlenme ve ısınmanın etkisiyle taşları oluşturan minerallerin hacimleri genişler. Gece, sıcaklık düşünce minerallerin hacimleri yeniden küçülür. Bu hacim değişikliği taşların parçalanmasına neden olur.
  • Buz çatlaması yolu ile fiziksel çözülme : Sıcaklığın çok zaman donma noktasına yakın olduğu ve yağışın yeter derecede olduğu yüksek dağlar ve yüksek enlemlerde görülen çözülme şeklidir. Yağışlardan sonra taşların delik, çatlak ve ince yarıklarına sular dolar. Sıcaklık donma noktasına kadar düşünce, taşın içine sızmış olan sular donar. Donan suyun hacmi genişlediği için basınç etkisiyle taşlar parçalanır ve çözülür.

 

  • Tuz çatlaması yolu ile fiziksel çözülme : Taşların tuzlu suları emmiş bulunduğu ve buharlaşmanın çok fazla olduğu çöl bölgelerinde görülür. Kurak bölgelerde buharlaşma ile kılcal taş çatlaklarından yeryüzüne yükselen tuzlu sular, yüzeye yaklaştıkça suyunu yitirir. Çatlakların kenarında tuz billurlaşması olur. Gece nemli geçerse, suyunu yitiren tuz billurları yeniden su alır ve hacmi genişler. Basınç etkisiyle taşlar parçalanır ve çözülür.

 

Kimyasal Çözülme : Kimyasal reaksiyonlar suya ihtiyaç duyduğunda ve sıcaklık reaksiyonu hızlandırdığından, sıcak ve nemli bölgelerde yaygın olan çözülme şeklidir. Kaya tuzu, kalker gibi taşlar suda kolayca erirler. Taşlar, kimyasal yolla parçalanıp ufalanırken kimyasal bileşimleri de değişir.

UYARI : Kimyasal çözülme, ekvatoral, okyanus ve muson iklim bölgelerinde belirgindir.

Karstik Şekiller

Yağışlar ve yer altı suları, kalker, jips, kayatuzu, dolomit gibi eriyebilen, kırık ve çatlakların çok olduğu taşların bulunduğu yerlerde,kimyasal aşınıma neden olurlar. Kimyasal aşınım sonunda oluşan şekillere karstik şekiller denir.

Karstik Aşınım Şekilleri : Yağışların ve yeraltı sularının oluşturduğu karstik aşınım şekillerinin aşınım şekillerinin büyüklükleri değişkendir.

Karstik aşınım şekilleri şunlardır :

Lapya : Kalkerli yamaçlarda yağmur ve kar sularının yüzeyi eriterek açtıkları küçük oluklardır. Oluşan çukurluklar keskin sırtlarda yan yana sıralandığından yüzey pürüzlüdür. Büyüklükleri birkaç cm ile birkaç metre arasında değişir.

Dolin : Kalker platolar üzerinde görülen, oval şekilli erime çukurluklarıdır. Genellikle derinlikleri az, genişlikleri fazladır. Türkiye’de özellikle Toroslar’da dolinler yaygın olarak görülür. Halk arasında kokurdan, koyak, tava gibi adlar verilir. Dolinler oluşum şekillerine göre iki gruba ayrılır :

Erime Dolini : Kalker yüzeyler üzerinde, yağış sularının eritmesiyle oluşan karstik şekildir. Erime dolinlerinin tabanında yüzey sularının derine doğru sozdığı çatlak ve delikler bulunur. Dolin tabanlarında erimeden geriye kalan killi materyalin birikmesiyle oluşan terra rossa toprakları bulunur.

Çökme Dolini : Yeraltında bulunan mağara sistemlerinin tavanlarının incelerek çökmesi ile oluşan karstik şekillerdir. Çökme dolinleri, derinliklerinin fazla oluşu, yamaçlarının eğimli oluşu ve tabanlarındaki iri bloklar halinde maddeler bulunması nedeniyle erime dolinlerinden kolayca ayırtedilirler.

Uvala : Genişleyip, derinleşen dolinlerin birleşmesiyle oluşan, dolinlerden daha büyük çukurluklardır. Uvaların düzensiz şekle sahip olması ve tabanlarındaki erimeden geriye kalan kalker çıkıntıları dolinlerden kolayca ayırtedilmesini sağlar.

Obruk : Baca veya kuyu şeklinde, keskin köşeli, derin çukurluklara obruk denir. Derinliği 250-300 m’yi bulabilen obrukların bazılarının tabanında göl bulunur. Türkiye’de İç Anadolu’nun güneyinde ve Toroslar’da yaygın olarak obruklar görülür. İçel’deki Cennet-Cehennem mağaraları ve Konya’daki Kızören obruğu ülkemizdeki en güzel örneklerdir.

Polye : Karstik yörelerdeki genişliği birkaç kilometre olan, uzunluğu 20-30 kilometreyi bulan, hatta geçebilen ova görünümlü büyük karstik çukurlara polye denir. Türkiye’de özellikle Toroslar’da polyeler yaygındır. Örneğin; Akdeniz Bölgesi’ndeki Ketsel, Elmalı ve Akseki ovası birer polyedir.

Mağara : Kalkerli arazilerde çatlaklar boyunca yeraltına sızan suların oluşturduğu büyük boşluklara mağara denir. Damlataş, Narlıkuyu, Düden, İnsuyu, Kızılin mağaraları en ünlüleridir.

Düden : Kalkerli arazide erime ile oluşan daire biçimli kapalı çukurluklara düden denir. Düdenler yer altı sularını birbirine bağlayan kanallardır. Düdenlere halk arasında su çıkan, su batan gibi adlar da verilir.

Kör (Çıkmaz) Vadi : Karstik yörelerdeki akarsular bir düdende kaybolarak akışını yeraltında sürdürür. Bu akarsuların yeryüzünde süreklilik göstermeyen vadilerine kör (çıkmaz) vadi denir.

Karstik Birikim Şekilleri :

Kimyasal birikim şekilleri, kalsiyum karbonatça zengin suların içindeki karbondioksit gazının uçması ve kalsiyum oksidin (kirecin) tortulanmasıyla oluşur. Karstik birikim şekilleri sarkıt, dikit ve travertendir.

Sarkıt-Dikit : Kalsiyum karbonatça zengin suların mağara tavanından sızarak içindeki kirecin tavanda birikmesi ile sarkıtlar, damlayarak tabanında birikmesi ile dikitler oluşur. Karstik alanlardaki mağaralarda görülen bu şekillerin en güzel örnekleri Damlataş Mağarası’nda bulunmaktadır.

Traverten : Genellikle sıcak su kaynaklarının yakınında ve kalsiyum karbonatlı suların yayılarak aktığı alanlarda, kirecin çökelmesi ile oluşan basamaklardır. En güzel örnekleri Denizli-Pamukkale’dedir.

Türkiye’deki Karstik Şekiller :

Türkiye’de karstik şekiller yaygın olarak,

  • Toros Dağları’nda
  • İç Anadolu’da Sivas ve çevresinde (özellikle jips kartsı)
Batı Karadeniz’de ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin güneyinde görülür. Bu alanlarda çıplak kayalar geniş yer kaplar. Toprak erime sonucunda oluşmuş çukur alanlarda toplanmıştır. Karstik alanların yüzeyinin su bakımından fakir olması, tarım olanaklarını sınırlamaktadır. Türkiye’nin yüzölçümünün yaklaşık 1/5’inde bu tür şekiller görülmektedir. Karstik şekillerin en yaygın olduğu bölge ise kalkerli arazinin geniş alan kapladığı Akdeniz’dir.

Göller

Göl : Karalar üzerindeki çukur alanlarda birikmiş ve belirli bir akıntısı olmayan durgun su kütlelerine göl denir.

Göller tek tek bulundukları gibi yan yana birden fazla da bulunabilirler. Göllerin yan yana bulundukları bölgelere göller yöresi denir.

Göllerin Özellikleri : Göllerin bulundukları bölgenin iklimi, jeolojik ve jeomorfolojik özellikleri;

  • Gölün büyüklüğü : Dünya üzerindeki göllerin büyüklükleri değişkendir. Hazar Gölü Dünya’nın en büyük gölüdür. (424.000 km 2)
  • Gölün beslenmesi : Göller, yağış suları, akarsular ve kaynaklar tarafından beslenir.Göllerin su seviyeleri beslenmeye bağlı olarak değişir. Bazı göller fazla sularını bir akarsu ile deniz boşaltır. Bu akarsulara göl ayağı ya da gideğen denir. Göle su taşıyan akarsulara ise geleğen denir. Örneğin Manyas ve Ulubat (Apolyont) gölleri bir akarsu ile sularını Marmara Denizi’ne boşaltır.
  • Gölün derinliği : Tektonik ve krater göllerinin derinlikleri genellikle fazladır. Dünya’nın en derin gölü tektonik bir göl olan Baykal Gölü’dür.
  • Göl suyunun tuzluluğu : Göl sularının içinde çözünmüş halde madensel tuzlar bulunmaktadır. Buharlaşma nedeniyle göl suyunun tuz yoğunluğu artar. Özellikle kapalı havzalarda yüzeyden akış olmadığı için göl suları tuzludur. Örneğin ülkemizdeki Burdur Gölü ve Tuz Gölü’nün suları tuzludur. Açık havza göllerinde ise, sular yüzeyden boşaldığı için madensel tuz oranı düşük, buna bağlı olarak sular tatlıdır.
  • Göl suyunun sıcaklığı : Göl suyunun sıcaklığı, gölün bulunduğu enleme, iklim koşullarına ve mevsime göre değişir. Ayrıca gölün derinliği, gölün bulunduğu yükselti ve gölü besleyen sular da göl suyunun sıcaklığı üzerinde etkilidir.
  • Göl suyunun hareketliliği : Göl suyunun hareketliliği üç nedene bağlıdır :

Gölün beslenmesine ve havzadaki iklim koşullarına bağlı oluşan seviye farkı nedeniyle su seviyesinde değişiklik olur.

    • Göl yüzeyinde rüzgarlar etkisiyle dalgacıklar oluşur.
    • Göl yüzeyinin bir bölümündeki basınç değişmeleri alçalma ve yükselme şeklindeki ritmik hareketlere neden olur. Bunlara duran dalga ya da seş (seiches) dalgaları denir.
    Göl Tipleri :

Göller, göl çanağının oluşum özelliklerine göre yerli kaya gölleri ve set gölleri olarak iki ana bölümde toplanır.

Yerli Kaya Gölleri :Göl çanağının çeşitli nedenlerle ana kaya üzerinde oluşturduğu göllerdir. Göl çanağını oluşturan etkene göre 4 gruba ayrılır.

Tektonik Göller : Yerkabuğunun tektonik hareketleri sırasında oluşan çanaklardaki göllerdir.

Volkanik Göller : Volkanik patlamalar ile oluşan çanaklardaki göllerdir. Krater gölü, kaldera gölü ya da maar gölü gibi çeşitleri vardır.

Karstik Göller : Eriyebilen kayaçların bulunduğu yerlerde oluşan göllerdir.

Buzul Gölleri : Buzullaşma döneminde buzulların aşındırmasıyla oluşan çanaklardaki göllerdir.

Göl Tipleri : Göller, göl çanağının oluşum özelliklerine göre yerli kaya gölleri ve set gölleri olarak iki ana bölümde toplanır.

Set Gölleri : Çöküntü çukurlarının, vadilerin ya da koyların önünün bir setle kapatılması sonucu oluşan göllerdir.

Alüvyal Set Gölleri : Akarsuların yan kollarının taşıdıkları alüvyonlarla ana akarsuyun önünü kapatması ile oluşan göllerdir.

Kıyı Set Gölleri : Deniz akıntılarının oluşturduğu kıyı kordonlarının koyların önünü kapatmasıyla oluşan sığ göllerdir. Bu göllere lagün adı da verilir.

Moren Set Gölleri : Buzullardan çıkan suların önünün moren setleri ile kapatılması sonucu oluşan göllerdir.

Heyelan Set Gölleri : Akarsu vadisinin önünün, toprak kayması sonucunda toprak kütlesi tarafından kapatılmasıyla oluşan göllerdir.

Volkanik Set Gölleri : Volkanik olaylar sırasında çıkan lavların bir çukurluğun önünü kapatmasıyla oluşan göllerdir.

Yapay Set Gölleri : Akarsu vadisinin önünün yapay bir setle kapatılması ile oluşan baraj gölleridir. Baraj gölleri enerji üretmek, içme ve sulama suyu sağlamak, erozyonu önlemek, taşkınlardan korunmak amacıyla yapılır.

Türkiye’de Göller

Ülkemizde göller, göl oluşumuna uygun koşulların bulunduğu Marmara, İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Akdeniz Bölgesi’nde yoğunlaşmıştır. Özellikle Akdeniz Bölgesi’nin batı kesiminde, göllerin kümelenmiş olduğu bir alan bulunmaktadır. Buraya Göller Yöresi adı verilir.

Göller Yöresi : Batı Toroslar’ın iç bölümünde kümelenen Beyşehir, Eğridir, Burdur, Suğla, Kovada, Acıgöl, Salda ve Yarışlı göllerinin bulunduğu alana göller yöresi adı verilir.

Yerli Kaya Gölleri

Tektonik Göller : Sapanca Gölü, İznik Gölü, Ulubat Gölü, Manyas Gölü, Eber Gölü, Akşehir Gölü, Eğirdir Gölü, Acıgöl, Burdur Gölü, Beyşehir Gölü, Kovada Gölü, Suğla Gölü, Seyfe Gölü, Tuzla Gölü, Tuz Gölü, Hozapin Gölü.

Volkanik Göller : Acıgöl (Konya), Acıgöl (Nevşehir), Nemrut Gölü

Karstik Göller : Sultan Obruk Gölü, Çıralıdeniz Gölü, Meyil Gölü, Pozan Gölü, Avlan Gölü, Karagöl.

Buzul Gölleri : Uludağ, Geyik Dağları, Boklar Dağları, Aladağ, Munzur Dağları, Doğu Karadeniz Dağları, Cilo Dağları, Hakkari Dağları.

Ülkemizde doğal setleşmelerle oluşan göller oldukça fazladır.

Set Gölleri

Alüvyal Set Gölleri : Akgöl, Eymir Gölü, Mogan Gölü, Marmara Gölü, Bafa Gölü, Köyceğiz Gölü, Balık Gölü.

Kıyı Set Gölleri : Terkos, Büyükçekmece, Küçükçekmece, Büyük Menderes deltasındaki lagünler (Karinegölü, Deringöl, Akgöl, Dalyan), Kızılırmak deltasındaki lagünler (Balıkgölü, Limangölü, Tuzlugöl, Karaboğazgölü), Yeşilırmak deltasındaki lagünler (Semenlikgölü)

Moren Set Gölleri : Uludağ, Geyik Dağları, Boklar Dağları, Aladağ, Munzur Dağları, Doğu Karadeniz Dağları, Cilo Dağı, Hakkari Dağları (Moren set gölleri ülkemizde buzullaşmanın görüldüğü yukarıda belirtilen yüksek dağlarımızda bulunurlar.)

Heyelan Set Gölleri : Yedigöller, Abant Gölü, Borabay Gölü, Sera Gölü, Tortum Gölü

Volkanik Set Gölleri : Çıldır Gölü, Erçek Gölü, Haçlı Gölü, Nazik Gölü, Van Gölü

Yapay Set Gölleri : Kadıköy Gölü, Büyük Orhan Gölü, Güzelhisar Gölü, Topçam Gölü, Gülüç Gölü, Çubuk Gölü, Hirfanlı Gölü, Sille Gölü, Çakmak Gölü, Uzunlu Gölü, Keban Gölü, Kartalkaya Gölü, Kozan Gölü, Atatürk Gölü, Demirdöven Gölü, Göksu Gölü

 

                 

 

 

 

                   

                      

 

 

             

 

 

             

anasayfa

Free Hit Counters
Online Shopping

Copyright ©2004-galaksi44